İçeriğe geç

Halk Dili mi Yoksa Sözlük Dili mi Doğru?

İnsan konuşa konuşa anlaşır, derler.

Hepimiz günlük hayatta, birisi ya da bir şey ile ilgili karşılaştığımız durumlara ve sorunlara ağzımızdan çıkacak herhangi bir kelime ya da cümle ile o konu hakkında ne düşündüğümüzü, nasıl tepki verdiğimizi bu şekilde gösteririz.

“Sen de çok ketumsun, biraz sıcakkanlı davransan ne olur ki?”

“Bak sen şu yosmaya, işi gücü fingirdemek.”

“Izbandut gibi adamın burada ne işi var?”

“Amma da naif çıtkırıldım bir şeysin sen.”

“Dışarıda da ne çok abaza var.”

“Bak sen şu hergeleye, salonu dağıttı yine.”

“Ajitasyon yapma.”

Bunlar böyle uzar gider. Gider gitmesine ama hiç bu tarz söylemleri çevrenizden duyduğunuzda garipsediniz mi? Ağzınızdan çıktığı an tereddüt ederek söylediğiniz oldu mu ya da söylemesem daha iyi değil miydi dediğiniz? Bu soruların hiç aklınıza gelip kafanızı karıştırdığı oldu mu? Eğer bu soruları kendinize soruyorsanız, yalnız değilsiniz.

Bir sohbet esnasında düşüncenizi paylaştığınızda, bir durum karşısında tepkinizi gösterdiğinizde bu zamana kadar pek çok kelimeyi, deyimi ve atasözünü sözlük anlamı dışında kullandığımız, hatta tembelliğimiz ile telaffuz kolaylığına aldanıp yanlış kullanıma sebep olmuşuzdur. Bu durumla da kalmayıp, geçmişten günümüze kadar devam eden cinsiyetçi ve etik kurallarına aykırı bir dil kullanımına neden olunmaktadır. Böylece bu kullanımı tercih eden insanlar yüzünden olumsuz bir ortam oluşmaktadır. Tıpkı herkesin aklına gelen “baldız baldan tatlıdır”, “güzele bakmak sevaptır” kullanımları gibi.

Hayatımızda kalıplaşmış doğru bildiğimiz yanlış kelime veya cümle kullanımlarının ortaya çıkmasının nedenlerinden biri kırsal kesimde yaşayan insanların kentlere yaptığı göç ile kullanmaya alıştıkları halk dilini de beraberinde getirmeleridir, çünkü kırsal kesimdeki insanlar kentteki insanlara oranla daha rahat bir halk dili kullanmaktadır.

Bazı insanlar eğitim ve öğretim, işsizlik nedeniyle kentlere göç ettiklerinde kent hayatındaki sözlük diline maruz kalsa da, bazıları aile bireyleriyle aynı evde olmalarından kendi aralarında iletişim halinde olunması ve ağız alışkanlığından halk dilini kullanmaya devam etmektedir. Bu durum, halk dili ve sözlük dilinin birbirine maruz kalıp günlük hayatımızda yanlış kullanımların kalıplaşmasına neden olmuştur.

Ne kadar bu durumu kanıksamış olsak da, alışkanlıklarımızı kırmalıyız. Türkçeyi daha güzel, sade ve temiz bir biçimde kullanmaya özen göstermeli, sözlük dilindeki kuralları dikkate almalı, cinsiyetçi ve etik kurallarına aykırı dil kullanımını bırakmaya ve gelecek nesillerde kalıcı iz bırakabilmek adına insanları sözlük dilini kullanmaya teşvik etmeliyiz. Dilin daha iyi, temiz ve anlaşılabilir olması ve sağlıklı iletişimi güçlendirmek adına sözlük dilinin kullanılması en doğrusudur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.