Bir Dönemin Yasaklı Hazinesi: Sırça Köşk

Dilinizi geliştirmenin en iyi yolu nedir? Dil bilgisi kurallarını bilmenin yanı sıra Türkçeyi nasıl daha etkili konuşabilirsiniz? Cevap çok basit: kitap okuyarak.

Kitap okumak, bir insanın hem dilini hem de kültürünü geliştirmesinin en etkili ve en zevkli yollarından biridir. Çevirilerin yanı sıra kendi dilinizde ve edebiyatınızda yazılmış kitapları okuyarak dil becerilerinizi geliştirebilirsiniz.

Peki nereden başlamalı? Hangi kitabı okumalı? Eğer bu soruları cevaplandırmak istiyor veya kitap önerisi arıyorsanız doğru yere geldiniz.

Sırça Köşk

Bir kitap düşünün ki devlet yazıldığı dönemde yasaklamaya lüzum görsün. İşte Sırça Köşk öyle bir kitap ki, adeta toplumun ruhuna ışık tutan, gerçekleri bir ayna misali önümüze seren bir hazine. İçinde barındırdığı öyküler tüm dünyada tanık olduğumuz veya bizzat yaşadığımız olayların birer tasviri niteliğinde.

Hazır içeriğine değinmişken, biraz da kitapta bulunan öykülerden bahsedelim.

Aslında bu kitapta sadece öyküler değil, aynı zamanda kitaba ismini veren Sırça Köşk’ün de yer aldığı dört adet masal bulunuyor. Bunların hepsi o kadar anlamlı ve o kadar gerçek ki, insan bitirince acı acı gülümsemeden edemiyor. Öyküleri sadece ana karakterlerini değil, hepimizi derinden etkiliyor. Toplumun ve bireyin iç dünyasına göz atan bu öyküler birer ders niteliği taşıyor adeta. Göremediğimiz veya görmek istemediğimiz gerçeklerin yanı başımızda olduğunu ve bazı şeylere ‘dur’ demenin elimizde olduğunu hatırlatıyor bizlere. Üstelik hepsi birbirinden güzel olduğundan, insan en beğendiğini seçemiyor. Öyle ki Beyaz Bir Gemi desem Katil Osman’a, Çilli desem Koyun Masalı’na haksızlık etmiş olurum. İyisi mi sizler kendiniz okuyup karar verin.

Sabahattin Ali

Peki ya Sabahattin Ali’nin dili nasıl bir dil?

Yalın bir dil kullanıyor Sabahattin Ali yazarken. Tabii burada bahsettiğimiz Hemingway tarzı bir yalınlık değil, ancak okurken zaman su gibi akıp gidiyor, siz siz olmaktan çıkıyor da hikayenin kahramanı haline geliyorsunuz. Sanki bir böbreği alınan da, oğlunu büyütmek için yaşam mücadelesi veren Çilli de, çocukluğunun köyü Çirkince’yi ziyaret eden de, Beyaz Bir Gemi çizen ressam da sizsiniz… Hikayelerin her biri sizi hem konularıyla hem de dilleriyle içine hapsediyor. Benzetmeler, betimlemeler ve tahliller, öyküleri daha da zengin kılıyor.

Kitabın dilinden ve içindeki öykülerden bahsettiğimize göre son olarak Sırça Köşk hakkında birkaç söz söylemeden geçmeyelim. Bu masalda, gittikleri bir memlekette kurnazlık yoluyla para kazanıp rahat yaşamayı hedefleyen, çalışmak istemeyen tembel üç arkadaşın öyküsü anlatılıyor. Bu söz konusu kişiler, memleketlileri kandırarak bir sırça köşk yaptırmak ve hayatlarının geri kalanını orada refah içinde geçirmek istiyorlar. 1947’de yayımlanan ve adını bu masaldan alan Sırça Köşk, devlete bir başkaldırı niteliği taşıdığı iddia edilerek yazıldığı dönem de yasaklanmıştı. Siz de neden bu masalın yönetime sözde bir tehdit oluşturduğunu anlamak ve kendi adınıza karar vermek istiyorsanız, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan bu kitabı mutlaka okuyun.

Hital Paçacı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir